Müzisyen Biyografilerinden Tavsiyeler

0 450

İçinde müzisyenleri ve müzik sektörünü anlatan birçok film çekildi. Rockstar’ından Blues Brothers’ına çeşit çeşit örneği mevcut. Ama bunlardan bazıları gerçek kişi ve gruplara değindiler. Bu sevdiğimiz sanatçıların hayatlarından parçaları eksiğiyle ve abartısıyla önümüze koydular. Özellikle 2018deki Queen grubu ve  Freddy Mercury’nin hikayesini anlatan Bohemian Rhapsody’nin başarısı bu filmlere dikkati çekti. Bu sene çıkan Elton John’un hikayesi Rocketman de güzel bir iş çıkardı diyebilirim. Ama bu filmler bir zincirin sadece son eklenen parçalarıydı.

İşte bugün size o zincirdeki sevilen birkaç halkayı önereceğim. Eminim seveceksinizdir.

1 Straight Outta Campton

Straight Outta Campton

İlk filmimiz 2015 yapımı Straight Outta Campton, Dr.Dre, Ice Cube gibi ünlü rapçilerin içinden çıktığı N.W.A. (Niggas With Attitude) grubunun hikayesini anlatıyor. İllegal işlere girmemenin neredeyse imkansız olduğu bir ortamda büyüyen ve kelamlarını müzik yoluyla anlatmayı seçen bir grup gencin, ırkçılık tabanlı polis terörünün ayyukta olduğu dönemlerde başlarına gelenleri ve seçimlerini izliyoruz.

Gerçekten ilginç bir hikayeye sahip filmin yönetmen koltuğunda İtalyan İşi ve Hızlı ve Öfkeli 8 filminden tanıdığımız Felix Gary Gray’i görüyoruz. Oyunculuklarını beğendiğim filmde Ice Cube’u rapçinin oğlu O’shea Jackson Jr. Oynuyor ki ilk oyunculuk deneyimi için gayet başarılı. Bunun yanında Eazy-E rolündeki Jason Mitchell’i izlemek çok keyifliydi.

Kısacası rap ve gangsta kültürünü seviyorsanız sizin için biçilmiş kaftan. Yanlış anlaşılmasın rap sevmiyorsanız da izlenmesi keyifli bir film.

2 The Dirt

The Dirt

Glam metalin en etkili temsilcilerinden Mötley Crüe’nün hikayesi beklendiği gibi sex, uyuşturucu, rock n roll dolu. Yönetmen koltuğundaki Jeff Tremaine ve yazarlar konuları açıklığıyla aktarmak konusunda sakınmamışlar. Ve böylece karşımıza glam şatafatını öven bir film yerine yüksekten düşmenin ne kadar da kolay olduğunu ve dipten çıkmanın ne kadar meşakkatli olduğunu anlatan samimi bir film çıkmış.

Tommy Lee rolündeki Machine Gun Kelly ve Mick Mars rolündeki Ramsey Bolton rolü ile ünü parlayan Iwan Rheon filmdeki en iyi oyunculukları sergiliyorlar. Diğer oyunculuklar çok göze batmasa da özellikle Douglas Booth kendini Nikki Sixx olarak bana inandıramadı. Oyunculuktan daha ziyade adamda Nikki’de olan rock star havası yok. Lakin Nikki’nin hikayesi çok ilginç olduğu için rahatsız da etmiyor.

Sadede gelicek olursam. Bir dönemin nasıl geçtiğini, Möntler Crüe’nin uslanmaz grup elemanlarını anlatan izlemesi tatmin edici güzel bir film olmuş.

3 Ray

Ray

Müzikle ilgileniyorsanız ve biraz da eskilere meyliniz varsa Ray Charles’ı biliyorsunuzdur. En kötü Hit the Road Jack veya I’ve Got a Woman’ı dinlemişsinizdir. İşte o müzik efsanesinin hikayesini Ray ismi ile 2004 yılında beyaz perdeye aktardılar.

Yönetmen koltuğunda Şeytanın Avukatı filminden bildiğimiz Taylor Hackford oturmakta. Ray Charles’ı ise Django: Zincirsiz’in başrolünde gördüğümüz Jaime Foxx canlandırıyor ve hakkını vermek gerekirse çok iyi bir iş çıkarmış. Ayrıca filmde Ray’in hayatında önemli bir rolü olan aynı zamanda Led Zepline, Rolling Stones, Frank Zappa gibi daha nicelerinin çıkışlarında büyük pay sahibi Ahmet Ertegün’de bulunmakta ve onu da Curtis Armstong canlandırmakta.

Çekim kalitesi, oyunculuk ve sanat yönetimi ile kaçırılmaması gereken bir film olan Ray, türünün en iyi örneklerinden biri olarak karşımızda durmakta.

4 La Vie en Rose (La MÔME)

La Vie en Rose (La MÔME)

2007 yılında çıkan film eşsiz sesiyle dinlemesinden bıkmadığım Fransız şarkıcı Edith Piaf’ın yaşamından kesitleri barındırıyor. Ünlü bir şarkıcı olmak amacıyla İstanbul’a giden annesi onu genel ev işleten anneannesine bırakıyor. Babası ise bir akrobat ve şarkıcı. Varın siz düşünün nasıl bir hayat yaşamıştır.

Olivier Dahan’ın yönettiği filmde kaldırım serçemizi güzelliğinden sual olunmaz Marion Cottilard canlandırmakta. Ayrıca filmde Gerard Depardiue’yu Louis Leplee rolünde izleme fırsatı da buluyoruz.

Milord, La Vie en Rose, Padam Padam gibi birçok esere imza atmış ve Fransa’da milli bir efsane haline gelmiş olan Edith Piaf’ın öyküsü Fransız sinemasının güzel örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca Dönemin Fransa’sını başarıyla aktaran film akıcı bir hikaye sunuyor.

E bize de izlemek düşüyor tabiki.

5 Walk the Line

Walk the Line

Hugh Jackman’ın son kez Wolverine karakterini oynayacağını söylediği Logan filminin fragmanı çıktığında, birçok kişi fragmandaki şarkı sayesinde Johnny Cash ile ilk kez tanıştı. Halbuki fakir bir pamuk çiftçisinin oğlu olarak 1932 yılında doğan Cash hayalinin peşinden koşmak isteyenler için çok iyi bir örnek.

Country ve Rock n Roll’ün güzel örneklerinden filme de ismini veren I Walk the Line, Ring of Fire ve Jackson gibi şarkıların yanında son dönemlerinde yaptığı muhteşem coverlar ile de müziğin yaşlanmayacağını ispat eden Cash’in filmini Logan’ı yöneten James Mangold yönetti. Filmin başrolünde John R. Cash rolünde, daha kötü oyunculuğuna rastlamadığım Joaquin Phoenix bulunmakta. Ayrıca bu filmle Oscar’da Cash’in hayat arkadaşı June Carter rolü ile en iyi kadın oyuncu ödülünü alan Reese Witherspoon da yer almakta.

Kısacası bu filmi izlememek için hiçbir sebebiniz yok. Tabi inatçı değilseniz.

Bir tavsiye listemizin daha sonundayız. Eminim aklınızda daha birçok farklı film vardır. Yorumlarda paylaşarak bir film tavsiye zinciri oluşturmayı unutmayınız. Bilgi paylaştıkça artar.

Sağlıcakla kalın.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.